7 Mart 2014 Cuma

değişik bir film



daha önce izlemiş olabilirsin ama eminim çok uzun zaman olmuştur. bak bu kadar işimin arasında seni de düşünüyorum, bi zahmet izleyiver. bıdı bıdı etme len bennen.


insan ömründe kısacık bir an neleri değiştirebilir?

2 Ağustos 2013 Cuma

papatyadan fal mı olur?

başlığı yazdık da, o kadar uzun zamandır iki satır bir şey yazmamışım ki başlık kendi kendine asılı kaldı yine. dur bakalım hayırlısı, yazarız Allah'ı izniyle.

aslında anlatmak istediğim her şey yaşamayı biliyor muyuz sorusuna aradığım kendimce cevapla ilgili, konu ilginizi çekmediyse ilk sağdan dön...

okumaya devam ediyorsun, peki. sana anlatacaklarım var.

sahi yaşamayı biliyor muyuz? yani neden yaşıyoruz, yarın ne olacak, amacın ne kardeşim? falan diye sorar mısın kendine? yoksa sen de 10 gün önceki ben gibi gün gün yaşayıp, ölmeyi bekleyenlerden misin?

fal baktırmanın acizliğinden çıktım yola, ne kadar aciziz değil mi? birileri bize önümüzde neler olacağını söylesin de bilelim, sevinelim diye sütüne para veriyoruz. hadi bilemedin papatyadan medet umuyoruz.

lafı uzatmayacağım, kadere inanırım ama kaderi bilmediğimi bilirim. İlahi güç bana bir kader belirlemiş ama yarın ne olacağını söylememiş, benim bilmediğim kaderden bana ne. Akıl vermiş fikir vermiş, ahlak vermiş, kural vermiş, huzurlu, mutlu yaşamanın yollarını vermiş, bakalım başa çıkabilecek misin diye de nefs vermiş. 

yapmam gereken tek şey yaşamını değerli hale getirmek, hayatta olmanın bir amacı olmasını sağlamak. inan bana kaderin kendi elinde.

akışına bırakırsan, dertlerini hasır altı eder, üzerine gitmezsen, sonun acı, bilesin.

diyeceğim o ki, aklını kullan, hayatını değerli kılacak bir amaç mutlaka vardır, zor da olsa mücadeleden yılma, yan gelip yatma, ben yaptım çok huzurluyum.

lafı uzatmayacağımı söylemiştim, biraz da sen düşün, her şeyi yazardan bekleme.

bitti..

dağılabilirsiniz.

8 Haziran 2013 Cumartesi

niye devrim?


başka kime oy verelim?

akepeye oy veren vatandaşımın en büyük savı, meali biz de sevmiyoruz icraatlarını ama alternatif bulamıyoruz.

bulama aman bulama, ayağına ayakkabı alırken on mağaza gez, oy verirken iki internet sitesi gezip araştırma yapma, sürüye katıl devam et, kolayı bu çünkü

dindar bir nesil yetiştireceğiz elhamdülillah

arkadaşım, İslam ihaleye çıktıda yayın haklarını sen mi aldın? dindar olmak için senin dayatmana mı ihtiyacımız var? Allah'ını seversen çek elini şu din işlerinden. İsteyen olur zaten sen sıkma canını, istemeyene de karışma , hesap verilecek yer belli ve bu sen değilsin

yirmi yıldan fazladır seçmenim, kaç seçim gördüm, bana bir kere de projeyle gelen olmadı, biri din üstünden biri laiklik üstünden biri milliyetçilik üstünden siyaset yapar, neden? e vatandaşın eğitim düzeyi başka projelerin peşinden koşacak yeterlilikte değil. 

bana sanayi hamlesinden bahset, tarım hamlesinden bahset, daha çağdaş şehirlerde insan gibi yaşamam için ne yapacaksın ondan bahset, bıktım Almanlar'a imrenmekten. eğitim hamlesinden bahset, sırf imam hatip okullarında militan yetiştirebilmek için tüm eğitim sisteminin içine etme. sosyal güvenlik reformundan bahset, insan gibi yaşamak istiyorum, Almandan, İngilizden neyim eksik?

körü körüne hiç bir şeyin arkasına düşmem ben, hiç bir şeyin hepsine katılmam, her düşünce, oluşum ve düzen sorgulanmalıdır, çünkü kaçınılmaz biçimde eksikleri vardır.


mesela

porno sitelerinin yasaklanmasında akepeyi destekliyorum

alkol düzenlemesinde akepeyi destekliyorum

büyük ve gösterişli camiler yapılmasını destekliyorum, halen yolun ortasında namaz kılınması kötü ve milletimin hak ettiği hayat standartlarının çok altında

başörtüsünün  serbest olmasını destekliyorum, sırf başı kapalı diye zeki insanların eğitim hakkının ellerinden alınması bildiğin şerefsizlik

bunları hayatıma müdahale olarak görmüyorum, bir hükümetin bu düzenlemeleri yapmaya hakkı var ve hatta bence görevi

ancak, alkol kullanıyorum diye ötekileşmek istemiyorum, namaz kılmıyorum diye bana aşağılıkmışım gibi bakanlardan nefret ediyorum, ssk primlerim ödendiği halde her muayeneme 12 lira ödemek istemiyorum, 4+4+4 sakat bir sistemdir desteklemiyorum, üniversite sınavı ve dersanelerden nefret ediyorum, sırf cemaatçi diye beceriksiz adamların bürokrat olmasını lanetliyorum.

hayalim,

birbirinin hayatına saygılı insanların düşündükleri ve istedikleri gibi yaşayabildikleri, dinin toplumsal değil bireysel bir tercih olduğunun farkına varmış, din, milliyetçilik ya da laiklik üzerinden siyaset yapmayan, aydın ve dürüst insanların yönettiği bir ülkede "insan" gibi yaşayabilmemiz.

işte bu yüzden devrimciyim ben!

11 Ekim 2012 Perşembe

neden fotoğraf çekeriz şimdi anladım




aslında an'ı ölümsüzleştirdiğimizi sanıyoruz, sözüm ona elektronik bir aletin hafızasına hapsediyoruz o anı. çünkü korkuyoruz ve biliyoruz, geri gelmeyecek, bir daha yaşanmayacak, bitti... belki zavallıca bir teselli arayışı, yılar sonra bile elimizde içimizi yakıp kavuracak bir delil isteği. elinde bir fotoğraf olunca o ana geri dönüp tekrar yaşayacaksın sanıyorsun.

nafile.....

hadi şoparı şu resimden çek al, ger getir, türlü şaklabanlıklar yapsın...yapamadın di mi? ben de iki gündür deniyorum olmuyor, çünkü şoparım iki gündür yok..

evin önüne geçen yıl yapılan parka gönderiyorduk, bir iki saat oynayıp geri geliyordu, yüzlerce kez sorun çııkmadan gitti ve geldi. hatta bir de arkadaş ( belki sevgili ) edinmişti, o evin önüne gelince camlara tırmanıyordu, tuhaf sesler çıkartıp adeta yalvarıyordu, bırakın beni gideyim, söz geri gelecem diyordu. sözünde de duruyordu allah için, karnı acıkınca, canı sevilmek isteyince kendiliğinden geliyordu. hatta bir keresinde arkadaşını da alıp gelmişti, ürkek çekingen içeri girişi halen gözümün önünde garibin.

09.10.2012 akşamı gitti, ha geldi ha gelecek bekledik ama....

gelmedi, 2 gündür mahallede aramadığım delik kalmadı, sabahlara kadar kapımız açık balşkonda bekledik. yok işte..

içimiz yanıyor, belki çoğunuz abartılı bulup kınayacak ama bildiğin yıkıldık. bizi ancak kedi besleyen birisi anlayabilir.

canım hiç bir şey yapmak istemiyor, elimizde yüzlerce fotoğraf kaldı, içimizi daha derinden yaksın diye çekmişiz meğer...

çok acıyor...

19 Haziran 2012 Salı

bittiğim an






cebimde sadece 25 kuruş var, canım felaket sıkkın. hastaneye girip dolaşsam mı, odama çıkıp orada mı bunalsam diye düşünürken elim de cebimde, son paramla oynuyorum. acil kapımızın önünde en fazla 10 yaşında bir çocuk, önünde eski bir baskül, belli insanları tartıp harçlık çıkartmanın peşinde. benim oğlan avm restoranlarında fast food yerken, senin oğlan side, marmaris gezerken o ekmek peşinde.


86 kiloyum, hemen hemen her gün evde tartıldığım için net biliyorum, yine de son paramı onunla paylaşmak istedim. o bana bir teklifte bulunmadan tartının üstüne çıktım, evet tartısı doğru 86 da durdu titrek ibre. kilomu bildiğim halde tartıldığım belli olmasın, çocuk dilenci gibi hissetmesin diye "vay be 86 olmuşum" diye söylenerek son paramla vedalaşmak üzere cebimden çıkarttım. "al bakalım, aferin" diyerek uzattım. çocuk bir bana baktı, bir 25 kuruşuma, kafasını kaldırdı, yüzüme baktı, gayet ciddi bir ses tonuyla 

abi 50 kuruşa tartıyoruz!

işte sana bittiğim an....

güler misin ağlar mısın?

18 Mayıs 2012 Cuma

yarışma hakkında


şu katıldığım roman yarışmasında oyun nasıl kullanılacağı belli oldu, facebook hesabınızla giriş yapıp beğendiğiniz romanın altına beğeninizi yazarak oy kullanmış oluyorsunuz. 

bu arada; okuyup beğenmezseniz bana oy kullanmamanızı rica ediyorum. 

the chat  zaten okunmak yeterince güzel bir ödül.

saygılarımla

11 Mayıs 2012 Cuma

tefrika roman yarışması


şans mıdır, kader mi, tam ben roman yazmaya çalışırken bu yarışma çıktı karşıma. para ödülü yok ama idare edecez artık, kazananın romanını yayınlıyorlar. Mantıklı geldi, katıldım. Arkası yarın tadında yayınlanmaya başladı kitabımız.

THE CHAT Benim romanın adı, ismini tıklatınca yarışmanın yapıldığı siteye bağlanabilirsiniz. İçinizde belki katılmak isteyen de olur. ( görüyorsun bence iyi niyetli, toplumca salak kişiliğimi, kendime illa rakip çıkartcam ) diğer tefrikalara baktım, bir kaç tanesine amatör demeye dilim varmadı, bence şansım az ama yok değil. surviver de SMS e çıkan adam tribi yapıyom, kalmam gerekiyors kalırım, gitmem gerekiyorsa giderim, hayırlısı olsun diye düşünüyorum.

haber vereyim dedim, iş işten geçince, "aaaaaaaa, neden haber vermedin, destek olurduk yalancılığını yapmasın kimse. aha yarışma aha link.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

BEŞİKTAŞLILIK


Dün 1 Mayıstı, herkes için işçi bayramı, benim içinse babamın ölüm yıldönümü. Hayatta olsa sol yumruğu havada "yaşasın işçinin bayramı" diyecekti, bunu evde televizyonun karşısında yapacaktı büyük ihtimalle. Yaşlanmıştı artık, deli fişek gibi, olayların en önünde, kavgaların tam ortasında, yanan meşale geçmişte kalmıştı.  Devrimciliği sadece içinde yanan kordu, büyük heyecanlarla beklediği devrimi göremeden gitti, atmışındaydı daha, ne o devrime ne devrim ona ne ben ikisine doymuştum. 1 Mayısı bayram gibi bir ölümle beynime kazıdı, tam dört yıldır işçiler sokaktayken ben mezarlıkta oluyorum. babamla bayramını kutluyoruz. işçi oğlu işçinin 1 mayısını.

Beşiktaşımı bana babam sevdirmişti, mutlak bir inançla seviyordu, çocuk aklımla babama özenip taraftar oldum ben de. Maçlara gitmez, öyle fanatik naralar atmazdı, televzyondan gazeteden takip ettiği takım yenince sevinir, yenilince sallamazdı. Anlamazdım sebebini, büyüdükçe beğenmez oldum Beşiktaşlılığını. beşiktaş yenildiğinde ağlamaklı oluyordum, içim hırsla doluyordu, babam ise Yenilmekten zevk alır gibiydi, kızıyordum bu haline, mağlubiyetten zevk alır mı insan?

Ünlü Ankaragücü - Galatasaray maçının olduğu günün akşamı, ben sinirimden çatlamak üzereyim, onların maçı 8-0 bitmiş, biz Gençlerbirliğini 3-1 yenmişiz, averajla kaçmış şampiyonluk. Rezalet, skandal bir gün, Ankaragücü göz göre göre şike yapmıştı. Neden bizimkilerde Gençleri bağlamamış? biz de 10 atıp şampiyon olsaydık ya. Hayır dedi babam, Beşiktaş işçinin takımıdır oğlum, hayat boyu yenilenlerin takımıdır. Biz öyle her gün kazanırsak olmaz, dengeye aykırı. Maç satmaz, maç almaz, kimseye minnet etmez, kendi başarır ya da hiç başaramaz. Beşiktaş bizati işçidir zaten, bizim gibi yaşar. Biz bunun için Beşiktaşlıyız. Baba Hakkı'nın devre arası takımın dönüş biletlerini yırttığı maçı anlattı sonra bana, o gün karar alınmıştı. Beşiktaşlılık dönüş biletini yırtıp ikinci yarı dört atmaktı. O akşam ben gerçek Beşiktaşlı olmuştum, işçi çocuğu olmanın tadına o akşam varmıştım, o akşam ben, "ben" olmaya başlamıştım.

Babam, dün gidişinin yıldönümünde, aziz hatıranla aydınlandı içim, savaşçı ruhumuz tazelendi. Kendimce Beşiktaşlılığımı tek cümleye döktüm ve ikimizin sesiyle haykırdım.

Beşiktaşlılık, GÖĞE KALKMIŞ SOL YUMRUKTUR.!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...